Mudurnu 2019 Kış Kampımız

Sömester tatilinde kış kampımızı Salyangoz İzcileri’yle beraber Mudurnu Belediyesi’nin daveti ve desteğiyle gerçekleştirdik. Belediye’nin bize tahsis ettiği tarihi Osmanlı konağında, iki gece konakladık. Kampta kış kampçılığı ile ilgili çalışmalar yaptık, termal kaplıcaya gittik, Mudurnu kültür gezisi yaptık. Kışın güzelliklerinin keyfine vardığımız kampımızda hem yeni izcilik kazanımları elde ettik, hem de güzel Mudurnu’yu tanıdık, ünitemizi ve yöremizi temsil ettik. İzcilerimizden bir çoğu hayatında ilk kez kar gördüğü için bu kamp güzel bir hatıra olarak hafızamızda apayrı bir yere sahip olacak.

22 Ocak akşamı ailelerimizden ayrılıp otobüsle Bolu’ya doğru harekete geçtik. Oldukça uzun ve yorucu bir yolculuğun sonunda 23 Ocak günü, sabaha karşı Bolu’ya vardık. Mudurnu’ya ulaşabilmek için ilçe otobüsünün kalkış saatini terminalde bekledik. Bir saatlik kısa bir yolculukla kahvaltı saatinde Mudurnu’daki konağımızda Salyangoz İzcileri’yle buluştuk. Onlar da bizim gibi uzun bir gece yolculuğu yaptığından enerjimizi toplamak için sıkı bir kahvaltı yaptık ve biraz dinlendik. Odalarımıza yerleştikten sonra öğle yemeğine kadar çeşitli kapalı alan çalışmaları yaptık. Gün boyunca Mudurnu Belediye başkanı Mehmet İnegöl abimiz bizimle çok ilgilendi, yemekte bizimle sohbet etti, parkurumuzun güvenliği ile ilgili konroller yaptırdı. Mehmet abimizi bir “izci dostu” olarak hepimiz çok sevdik.

Yemekten sonra sıkıca giyinip, çıkış çantalarımızı alarak karda doğa yürüyüşü için toplandık. Tekmilin ardından kendimizi karlarla kaplı yamaçlarda bulduk. Mola yerinde liderimizin “serbest zaman, kartopu serbest” komutuyla kar oyunları başladı. Doyasıya kartopu oynadık, karlarda yuvarlandık, devgibi kar topları yaparak yuvarladık. Uzunca bir süre kar oyunları oynadıktan sonra yorulduk ve bazılarımız fazlasıyla ıslandı. Bu nedenle Hakan Liderimiz geri dönüş ekibi kurdu ve devam edemeyecek olanlarla beraber Konağa doğru yola çıktılar. Diğerleri ise yürüyüşe devam ettiler. Geri dönüş ekibinin konağa vardığını telsizle haber aldığımızda yürüyüş ekibi olarak tepeye varmıştık bile. Birkaç molayla zorlu bir kar yürüyüşünü tamamlayıp çamurlu bir tarlaya girdik. Erimekte olan kar toprağı yumuşatmış, yürümeyi zorlaştırıyordu. Kış boyu tarlaların üzerinde biriken karın toprağın verimini nasıl artırdığını öğrendik. Oldukça zor ve çamurlu bir parkurdan bizi ana yola indirecek olan dere boyuna vardık. Konağa vardığımızda liderimiz iki saat içinde 5 km yol aldığımızı söyledi. Çamurlarımızı temizleyip konağa girdik ve akşam yemeğine kadar dinlendik. Yemekten sonra bir süpriz bizi bekliyordu. Orman yolundan uzunca bir gece yürüyüşü için hazırlandık ve yola çıktık. Kesin sessizlikle güzel bir yürüyüşten sonra tepeye vardık ve mola verdik. Dönüşte liderimiz bize bir cesaret çalışması yaptırdı. Orman yolundan izciler teker teker yola çıkıp aşağıda bizi bekleyen liderimizin yanına kadar tek başlarına yürüdüler. Dönüşte dolunay tüm güzelliğiyle bizi selamlıyordu.

Konağa döndüğümüzde, önceki gecenin yol yorgunluğu, kar yürüyüşümüz ve dolunay yürüyüşümüzün ağırlığı üzerimize çökmüştü. Odalarda izci sohbetlerinin de tadına doyulmuyordu ama yorgunluk daha ağır basıyordu. Kısa sürede uykuya daldık ve huzurlu bir gece geçirdik.

24 Ocak sabah 08:00’de uyanıp kahvaltı salonunda buluştuk. Kahvaltıdan sonra oda teftişlerinde liderlerimiz odaları düzen, temizlik ve oba ruhu açısından değerlendirdi. Genel olarak iyi notlar aldık ama bir sonraki oda teftişinde daha iyi olabileceğimizi farkettik. Eşyalarımızı kaybetmememiz, aradığımızda çabucak bulabilmemiz için oda düzeni çok önemliydi. Bunu sağlamak için beraber çaba göstermemiz gerekiyordu.

İkinci gün sıcaklık 5 derece civarındaydı ve zaman zaman hafif yağmur kendisini gösteriyordu. Yaöaçlardaki karın hızla eridiğini farkediyorduk. Planımızda “iglo yapımı” olmasına rağmen, karın azalması ve yağmur yüzünden bunu gerçekleştiremedik. Biz de izci kültürü ve ateş gecesi gösterilerine yoğunlaştık. Coşkun liderimiz bize kampın temasına çok yakışan “Seslenir Valsi”‘ni öğretti. Ceren liderimiz ateş gecesi amiri olarak bize çeşitli görevler verdi, çalıştırdı. Öğle yemeğinden sonra ateş gecesi töreninin provasını yaptık. Ateş gecesi mekanı olarak, herkes bizi görebilsin diye, Mudurnu merkezinde Atatürk heykelinin olduğu meydan seçilmişti. Belediye burada ateş yakmamız için demir bir playform ve yakılacak odunları hazırladı, plastik koltuklarla meydanın düzenlemesi yapıldı. Konaktaki akşam yemeğinden sonra, törene yarım saat kala meydanda yerimizi aldık, biraz provadan sonra ateş yanana kadar saklanmak üzere çevredeki gizli yerlerde yerimizi aldık.

Saat 20:00’de liderimizin (üçüncü) çağrısıyla saklandığımız yerlerden çıkıp ağır başlı adımlarla ateşin etrafında toplandık. Ateş duasının ardından ateş valsi ile neşelendik, havaya girdik. Şiddetli rüzgar, zaman zaman çiseyelen yağmur ve soğuğa rağmen ateş gecesi gösterilerimizi yaptık. Başkan abimiz ve misafirlerimiz ilgiyle gösterilerimizi izlediler. Nihayet herkes veda valsi için ateş başına toplandı. 

Ateş gecesi etkinliklerinden sonra otobüslere binip termal kaplıcaya doğru yola çıktık. Gece olmasına rağmen bizim için açık tutulan kamplıca tesisleri Mudurnu’nun dışında, ormanlık bir bölgedeydi. Kızlar ve erkekler için ayrı hamamlar vardı ve içerisi çok sıcaktı. Ateş gecesi boyunca üşüdüğümüz için kaplıca hepimizin çok hoşuna gitti. Bir saat kadar havuzlarda sıcak suyun keyfini çıkardık, oynadık, yıkandık, dinlendik. Kocaman bir sobayla ısıtılan soyunma odasında iyice kurulandıktan sonra, yine soba ile ısıtılan kafede buluştuk. Biraz sohbetten sonra otobüsterimize binip otele doğru yola çıktık. İkinci günümüz de böylece dolu dolu tamamlanmış oldu. 

25 Ocak bizim kamptaki son günümüzdü, sabah 08:00’da kalktık ve kahvaltının ardından oda teftişinde tüm obalar çok iyi puanlar aldılar. Fazla zaman geçirmeden çantalarımızı hazırlayıp otobüslerle konaktan ayrıldık. Günün bundan sonraki bölümünde Mudurnu Belediyesi’nin bizim için hazırladığı programa dahil olduk. Önce Başkan abimizi makamında ziyaret ettik, güzel ikramları ve sohbetiyle mutlu olduk. Muduru’nun meşhur saray helvasından doya doya yedik. Liderimizin ricasıyla Başkan abimiz kamp armalarımızı dağıttı ve hatıra fotoğrafları çektik. Öğle yemeğini hep beraber Belediye’de yedik ve hemen ardından kültür gezisine çıktık. Mudurnu’nun tarihi dokusu, benzersiz konakları, şirin sokakları arasında dolaştık, harçlıklarımızla hediyelik birşeyler aldık. Esnaf sanatkar müzesinde eski üretim araçlarını gördük. Herkes bizimle çok ilgilendi. Akşam üstü Belediye’nin önünde toplanıp birbirimizle vedalaştık ve Salyangoz izcilerinden ayrıldık. Geri dönüş yolculuğu böylece başladı.

Mudurnu’dan Bolu’ya bir saatlik yolculukla vardık, ama İzmir otobüsünün kalkışı için Bolu’da beklememiz gerekiyordu. Biz de eşyalarımızı Otogar’de emanete verip, meşhur “14 Burda” Alışveriş Merkezi’ne gittik ve akşam yemeğimizi yedik. Burada bir süre dinlendik, oyunlar oynadık, sohbetler ettik ve otobüs saatimiz yaklaşırken AVM’den ayrıldık.  Otobüs hareket eder etmez hepimiz uykuya daldık ve molalarda bile uyanmadan İzmir’e kadar rahat bir yolculuk geçirdik. Sabah 09:30’da İzmir’de ailelerimizle buluştuk ve aklımızda anlatacak bir sürü macera ile evlerimize gittik.