Seferihisar Gölcük Tema Kampımız

Bilim İzcileri 2018’in üçüncü (toplamda yedinci) kampını başarıyla tamamladı. Seferihisar İlçesi’ne bağlı Gölcük Köyü’nde İsa Aykanat’a ait arazi liderlerimiz tarafından keşfedilmiş ve yedinci kampımız için eşsiz bir imkan olarak değerlendirilmişti. Arazi, çevre güzellikleri, habitatı, güvenlik, tuvalet ve içme suyu imkanları açısından ideal bir kamp alanıydı. Arazi’nin sahibi İsa Bey senelerce öğretmenlik yapmış, fizik ve fen kitapları yazmış, Tudem Yayınları’nın kurucusu, İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Kurulu üyesi ve sayısız birçok niteliği olan deneyimli bir eğitmici… Deyim yerindeyse, hayatını çocuklara adamış bir eğitim duayeni ve izci dostu olarak bize her türlü desteği sağladı. İsa Bey’in eşi Kaptan Ece Hanım kamp yemeklerimizle bizzat ilgilendi, izcilerimize kırsal yaşamı, özellikle arıcılığı anlatmak için tüm hafta sonu, zamanını bize ayırdı. Bu lütuflar karşılığında bize de, izciliğe yakışır , güzel bir kamp yapmak, bu güzel araziyi çocuk sesleriyle şenlendirmek düşüyordu.

Cuma akşam üstü, Bilim Koleji’nin sağladığı servis aracıyla kampa doğru yola çıktık. Zorlu yolları sürücümüz Mehmet Bey sayesinde katedip akşam gün batımında kamp alanına vardık. Bayrağımız önceki kampın nöbetçisi Kaplan Obası tarafından muhafaza edilmişti. Gün battığı için bayrak töreni yapmadık. Program açıklandı ve hava kararmadan 10 çadır kuruldu. Çadır alanı bizim için önceden düzleştirilmiş, böceklere karşı etrafı kükürtlenmişti. Yemek borusu çaldığında kahraman izciler bir hayli yorulmuştu. Hemen ardından 21:30’da yat borusu çaldı ve izciler istemeseler de çadırların çekildiler. Kısa süre sonra kampa sessizlik çöktü. Ama kısa bir süre sonra bu sessizlik aksiyon borusunun çığlığıyla bozuldu. Bu süpriz gece etkinliği, az da olsa beklenen bir durumdu. İzciler beş dakika içinde yeniden giyinip, çadırlarından çıkarak tekmil için safta hazır olmayı başardılar. Parolamızın “izci daima hazır” olduğunu gayet iyi bilen izciler kısa bir açıklamanın ardından sessiz adımlarla gece yürüyüşüne çıktılar.

Yürüyüş dere boyunca vadinin içine doğru kıvrılan parkurda devam ederken, önde yürüyen liderimiz kukaktan kulağa geriye doğru iletilen mesajlarla izcileri yönlendirdiler. Gece yürüyüşleri, uyuyan doğayı rahatsız etmemek, yerimizi belli etmemek ve huzurlu bir gece etkinliği geçirebilmek için sesizce yapılan bir etkinlikti. Mekanın şehir ışıklarından uzak oluşu ve henüz üçüncü günündeki yeni ay sayesinde, gökyüzünde ne kadar çok yıldız olduğunu farkettik. Kurbağalarla dolu göleti geçip seyrek ağaçlı bir düzlükte mola verdik. Dinlendikten sonra gece cesaret eğitimine başladık. Bu sefer iki ışık istasyonu vardı; izciler tek başlarına gece ormanda önce birincisine, sonra diğerine doğru yürüyerek cesaretlerini ispat ettiler. İkinci istasyonda bir araya gelen izciler geri dönüş için yola koyuldular. Kamp alanına vardığımızda saat 23:00’ü geçmişti. Liderlerimiz yürüyüş sırasında kulaktan kulağa yayılan parolayı bilmeyen izcileri kamp alanına almama konusunda kararlıydı. Neyse ki izcilerin hepsi parolayı doğru söyleyerek kamp alanına girdiler. Zaman geçirmeden çadırlara çekilen kahraman izciler rahat bir uyku uyudular.

Sabaha karşı kısa süren sıcak bir sağnak yağmur bize “günaydın” diyordu. Kalk borusu çalıp izciler çadırlarından çıkarken her yer kurumuştu bile. Ece Hanım’ın hazırladığı köy kahvaltısından sonra oba çadır alanları  teftiş edildi. Çadırlarda eşyalar muntazam bir şekilde yerleştirilmiş, oba alanları temizlenmiş, hatta birkaç izci tesisi bile yapılmıştı. Bilim izcileri “oba ruhu”nu git gide geliştiriyor, birlikte davranmayı öğreniyordu. Teftişten hem obalar, hem de tek tek izciler tam puan aldılar. Bayrak töreninde Kaplan obası bayrağımızı Yaprak obasına devretti ve bayrak töreni, konuşmalar , iyi dileklerle günümüz başladı. Dün akşam çadırlar kurulurken, çadırını tek başına ilk kuran ve diğer izcilere yardım eden Kuzey hediyesini sabah töreninde aldı. Hediye olarak aldığı bir paket boya kalemini obası ile paylaşması hepimizi çok duygulandırdı.

Program’daki “Doğada Yön Bulma” aşama eğitimini güne yaymak, görerek yaşayarak öğrenmek için beklemeden doğa yürüyüşümüze çıktık. Lider tavsiyelerine rağmen kısa pantolon giyen izciler çalılıklarda biraz zorlandılar. Buna rağmen önce dere içinden vadiye, sonra çalılıklar arasından tepeye varmayı başardık. Orman yolunda uzun bir süre marşlarla, alkışlarla yürüdük. Bir sırt üzerinde mola verdiğimizde mataralarımızdaki sular azalmıştı. Öğle saatlerinde geldiğimiz yoldan geri döndük. Toplam 5 kilometre zorlu bir parkurun ardından biraz dinlenip öğle yemeklerimizi yedik.

Yorgunluğumuzu attıktan sonra İzci Kültürü istasyonumuz başladı. Coşkun liderimiz izci kültürünün özgün bir çocuk sanatı türü olduğunu;  şarkısıyla, manisiyle, alkışıyla bir bütün olduğunu, dünya izcileri arasında nasıl yayıldığını anlattı. Bildiğimiz şarkıları tekrar ettik ve bir çoğumuz için yeni bir marş öğrendik: “Çağrı Marşı”.

Doğa’da iz bulma aşama eğitimimize Serim liderimizin istasyonunda devam ettik ve yönleri yerine oturtmayı, saat istikametlerini, güneşe bakarak yön tahmin etmeyi öğrendik. Ardından Ece Hanım’ın istasyonunda uygulamalı olarak arıcılıkla ilgili bilgiler edindik. Kovanları, arıların davranışlarını, oğul verme gibi terimleri öğrendik. Daha sonra Ceren liderimizin istasyonunda ateş gecesi ritüeli konusunda bilgiler edindik, onun rehberliğinde programlarımızı belirledik. Gösterilerimize çalışmamız için verilen süreyi iyi değerlendirdik. Akşam yemeğinden sonra kamp alanını ateş gecesi telaşı sarmıştı.

Saat 21:00’de kamp alanını boşalttık ve liderler son hazırlıkları yapmak, ateşi yakmak için çalışırken biz de etraftaki gizli yerlerimize çekilip saklandık. Liderlerimizin bizi ateş başına çağırmalarının sessizce, ağır adımlarla meydana çıktık. Ateşin etrafında atılan birkaç turdan sonra liderimiz ateş duası ile geceyi başlattı. Ateş valsimiz çok canlı ve neşeliydi, gür seslerimiz ormanda yankılanıyordu. Süpriz bir mizansen hazırlayarak herkesi şaşırtan izciler gecenin programını lidere sundular. Gecenin sunucuları Ela ve Nisan her gösteriden önce bir izci töresini okuyarak çok güzel bir sunum örneği ortaya koydular. Her gösteri ayrı güzel, yaratıcılık ve emek doluydu. Geceye damgasını vuranlar atletik danslarıyla Deniz ve Esila, Skeçleriyle Ada ve Ahmet, ve güzel türküsüyle Nisan’dı. Bu güzel 19 Mayıs gecesinde Bilim İzcileri Korosu, Gençlik Marşı’nı ne de güzel söylediler. Serim liderimiz de bize “damdan düştü bir kurbağa” bağırışını yaptırıp, geceyi neşelendirdi. Nihayet gösteriler bitince veda valsi için konuklarımızla beraber ateşin etrafına dizildik. Hüzünlü bir valsin ardından kesin sessizlikte sadece ateşin cıtırtısı ve vadi içindeki kulaklı orman baykuşunun sesi duyuluyordu. Ardından espiriler şakalarla sessizlik bozuldu ve eğlenceler gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam etti. Sucuk ve marşmelov ateş gecesinin olmazsa olmazlarıydı. Ece Hanım’ın karaoke süprizi de hepimizi çok neşelendirdi. Saat 23:00 sularında yat borusu çaldığında hepimiz yorgun, mutlu ve hüzünlüydük.

Pazar sabahı erkenden kalktık. Kahvaltı’dan sonra çadırları toplamak için seferber olduk. Bir saat gibi kısa bir sürede çadırları söküp, çantalarımızı hazırlamış, kamp alanını temizlemiştik. Kapanış töreni ve selamlaşmaların ardından kamp alanına gelmiş olan servis aracına binip Ulamış’a doğru yola çıktık. Bir kampımız daha böylece sona ermiş oluyordu.

Bilim İzcileri kurulduğu günden beri her kampta çıtayı daha da yükseltmişti. Artık ateş gecelerinde emek verilmiş, iyi planlanmış gösteriler yapabiliyoruz. Artık oba ruhu’nun önemini kavradık, obalar halinde davranabiliyoruz. Artık kamp program akışını, görevleri biliyor, liderimizi daha az meşgul ediyoruz. Artık daha cesaretliyiz, gece ormanda tek başımıza yürüyebiliyor, ufak tefek aksiliklerde moralimizi bozmuyoruz. Artık birbirimize daha çok yardım ediyor, daha çok şeyi başarabliyoruz. Önümüzdeki dönemlerde bu kazanımlarımıza yakışır kamplar yapmayı planlıyoruz. Artık daha çoğunu başarabiliyoruz!

 

Kamp Programı